|
Sayfa 1 Toplam: 2  Cenk TUFAN Herkese merhaba. Bugün sizlere Türk Yol Bisikletinin hali nerelere gidiyor eyvah falan filan konulara girmek istemiyorum. Bunları herkes biliyor ama konuşmaktan öte kimse gitmiyor. Bu yetmediği gibi aynı kişiler bir gün sonra başka telden çalabiliyor.
Sevgili Bisiklet Dostları,
Herkese merhaba. Bugün sizlere Türk Yol Bisikletinin hali nerelere gidiyor eyvah falan filan konulara girmek istemiyorum. Bunları herkes biliyor ama konuşmaktan öte kimse gitmiyor. Bu yetmediği gibi aynı kişiler bir gün sonra başka telden çalabiliyor. Dağ bisikletine de çatmayacağım hatta, önlerinde saygıyla eğiliyorum. Bravo işlerini iyi yapıyorlar, gemisini yöneten kaptan misali....eeee vitrinleride sağlam, biz kendi derdimize yanalım.
Bugun size apayrı bi konu dostluktan, kardeşlikten azıcıkta sevgiden bahsetmek istiyorum. Zaten sporun ana temasını da bu unsurlar oluştur muyormu?
Dostluğu, hatta aşkı, sevgiyi kimse nerden, kimden, ne zaman geleceğini bilmez öyle değilmi? Kimi zaman gerçek zannederiz dostluğumuzu, sevdiğimizi.
Ölümüne sarılırız dört elle kaybetmemek için.. Çoğu zamanda ellerimiz boşa çıkar ve iç yıkım başlar, o en kötüsüdür, bilen bilir, yaşayan anlar.
Bazen etrafımızdakileri küçümseriz, önemsemeyiz hatta hakir görürüz.
Şimdi ne alaka denilebilir ama benim bahsedeceğim bu konularla aynı bağlamda; yani bisikletle yani bisikletteki ve spordaki dostluklarla ilgili...
Ülke, ırk, kulüp ayrımı olmadan kader arkadaşlığı yaptığımız 42 derece sıcaklıkta 180. km.'de ve mataramızdaki kalan iki damla suyun bi damlsını verdiğimiz, zorlu yokuşlarda seleden tutup bir iki nefes aldığımız veya ters deryarda yer açtığımız ... yaşamışızdır her iki rolüde hepimiz...
Birde madalyonun farklı bi yönü vardır. O sezon formdaysak veye flaş isimlerdensek kendi deyimimizle kafaya koşuyorsak, stadda veye grupta giden bisiklet sporuna yeni başlamış isimleri hakir görürürüz. Ne bileyim yer vermeyiz, arkalarında durmayız, atak bile yaptıklarında eğer ayağımız dönmüyorsa acısını onlardan çıkartmaya çalışırız, hatta direksiyon kırarız önlerine veya selesinden tutup geriye aldığımız anlar bile olur. Eski mayoları, eski formaları, dökük bisikletleriyle.. Bellidir zaten onlar...
Herzaman biraz palazlanmış sporculardan ikinci hatta üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görürler! Hiç kimse itiraz etmesin hepimiz yapmışızdır bunu, en azından kötü bi bakış atmışızdır.
İşte tam bu noktada benim bisiklet sporunda burnum kaf dağında olduğu bacağımın döndüğü zamanlarda grupta serseri kurşun gibi gezenlerden biriydi o!!! Sopa yutmuş gibi farklı stili, ismini bile bilmediğim bölgeden ve adını hiç duymadığım bi kulübün tek sporcusuydu, azimliydi, kuvvetliydi. Belkide tek kusuru spora biraz geç başlamış olmasıydı. İtiraf edeyim sinir olduğum halde tecrübesizliğinden yararlanıp ön tarafı ona yakalattığım bile olmuştur.Faal sporu bıraktıktan sonra kader bizi farklı görevlerde aynı hizmet için biraraya getirdi. Başta yine sinir olmuştum ama onu ve sporsal kimliğini tanıdıkça önyargının, kibirin ne kadar kötü olduğunu anladım. Kıssadan hisse; gruptaki çirkin ördek yavruları birgün karşınıza kuğu olarak çıkabilir!!!
Alttan gelen sporculara abilik, arkadaşlık,dostluk vermek ve tecrübelerinizden yararlandırmak sizin erdeminiz olsun.. Ha unutmadan senin için bu kişi kim diycek olursanız; kardeşim son masterlar Türkiye şampiyonu Mutlu ERÇEVİK'tir. Yılların dostluğu hiçbişeye değişilmez...
Cenk TUFAN
Genç Milli Takım Antrenörü
Favori olarak ekle (62) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 2580
|