| Bakış açısı |
|
|
|
| Saturday, 17 November 2007 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sayfa 1 Toplam: 2
![]() Tarkan Kalaycıoğlu Oluşmadığı gibi aksine dağlar ve yol kenarlarındaki ,bitiş çizgisindeki o coşku ve alkış, insanlar için böyle bir yarışın ülkemizde olduğu gibi eziyet olmaktan ziyade, bir eğlence ve festival olduğunu düşündürmektedir. Bu sorunun cevabı ,geçenlerde bir arkadaşım tarafından bana gönderilmiş olan bir e-mail mesajını okuduğumda kafamda yavaşça şekillendi. Evet, gerçektende sonuçta her ikisi de bisiklet sporu olan yol ve dağ olarak farklı iki disiplinden birinin , bir ülkede ileri giderken diğerinin geriye gitmesi sizce de çok garip değimli? Üstelik her ikisi de aynı federasyon tarafından idare edilmekte ve geri gidenin mazisinin çok daha eski olduğu bilinmekte iken... İşte böyle garip bir farklılık bunun altında federasyon ile bazı kişilerin samimi çabaları ve fedakarlıklarını aşan sorunların ,özelliklede altyapı sorunlarının olduğunu akla getiriyor.Antiparantez bu sorunlar elli kalemi geçer ama ben sadece biri üzerinde duracağım. Yol bisikletinde federasyonun başarılı ve kararlı olduğunu düşünüyorum.Eksik varsa o eksik bizde yada şimdi anlatacağım gibi bizi de aşan bazı sorunlar sebebiyledir, unutmayalım. Zira 2007 faaliyet takvimindeki tüm organizasyonlar uzunca bir yıldan sonra ilk defa gerçekleştirilebildi.Ha yapılamayanların ya onu sahiplenmeyen bir yarış direktörü vardı yada hiç yoktu.Hepimiz internet yolu ile dakikalar içinde tüm yarış sonuçlarımıza ve karnemize bakabiliyoruz.Ayrıca bunu başkaları ile ve gerektiğinde prestijimizi artıracak şekilde diğer kurumlar ve ülkeler ile rahatlıkla paylaşabiliyoruz. Tekrar konumuza dönersek, e-mail mesajındaki bazı istatistik ve verileri sizinle paylaşmadan önce ne anlatmak istediğimi daha iyi anlamanızı sağlayacak bir örnekle başlamak istiyorum.Bu örneğin yarış direktörü olduğum bir faaliyet olması olayı bizzat yaşayan bir insan olduğumdandır.Trabzon'da 20-22 Ağustos 2007 tarihinde tüm kategorilerde yapmış olduğumuz benimde yarış direktörü olduğum faaliyetin güzergahının doğal güzelliklerine ve bisiklet sporuna uygunluğuna baktığımızda mükemmel olmaması için hiçbir sebep yokken özellikle görevli personeller olarak bizler neden bazı sıkıntılar yaşadık ve bu güzelliklerin tadını bir festival havası içinde yaşayamadık?Sorunun cevabı basit.Bizi özelliklede beni üzen ve strese sokan , belkide böyle bir faaliyeti bir daha tekrarlamak istemiyecek olmama sebep olan tek şey, tek sorun o güzergahda o esnada olmaması gereken yada sayısı normalin çok üzerinde olan motorlu araç trafiğiydi.Evet o yollar boş olsaydı ve orada ellerini kollarını sallayarak bağırıp çağıran, bize isyan eden insanlar olmasaydı gerçektende, özelliklede bu güzergahları büyük bir heves ve zevkle tasarlayan benim için çok zevkli,stressiz bir organizasyon izlemiş olacaktık.Aynı zamanda da denk saatlerde aynı güzergahı piknik veya turistik amaçlı ziyaret eden vatandaşlarımızın zihinlerinde de ;" Bisiklet Yarışı=Sıkışık trafik+Sıkıntı+Eziyet=Vatandaşa yapılmış bir sözün ona Terbiyesizlik(?) " olmayacaktı. İnanın "Yaa bunu kim düzenliyor,böyle bir şey olurmu ?" diye bana isyan eden birine "O kişi benim" diyemedim.Hatta o sıkıntıyı yaşamalarına sebep olan biri olarak vicdan azabıda çekmedim değil. Hatırlatmakta yarar görüyorum tüm bu söylediklerime rağmen hakemler ve tüm görevliler olarak yarış hakkındaki ortak kanaatimiz organizasyonun gayet sorunsuz olduğuydu.Sorunlu olanları siz tahmin edin artık. Evet , uzun araç konvoysuz bisiklet festivalleri yapabilen Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında ne fark vardı?Dilerseniz bu sorunun cevabını kendinizin bulabileceği e-mail mesajından bazı kısımları sizinle paylaşayım. -Türkiye'de 1950'lerde %50 olan Demiryolu taşımacılığı 2003'de %5'e düşmüştür. -A.B.D, Fransa ve Japonya'da 450 km/s hız yapan trenler hava yolu taşımacılığı ile rekabet etmektedir.Aynı ülkelerde 600km/s hız yapan elektrikli trenler kullanılmaya başlanmış, 800 km/s hız yapanlar ise deneme aşamasındadır. -Türkiye'de % 95 olan karayolu taşımacılığının payı, ABD'de %43'dür. -Taşımacılığını %95 oranında karayolu ile yapan Türkiye kaza sayısında 195 ülke arasında 12. sıradadır.Ve her yıl 10 ila 12 bin insanımız karayollarında trafik kazalarında ölmektedir.Bu sayı teröre kurban verdiğimiz şehitlerimiz ve insanlarımızın sayısından fazladır.Japonya'da 1964 yılında çalışmaya başlamış olan 200 km/s ‘lik hızlı trenler bugüne kadar hiç kaza yapmamıştır. -Türkiye'de %7 ‘si trenle olan taşımacılık elektrikli trenle % 30'a çıkarılırsa yıllık 36 milyar dolar tasarruf edilebilir.(Prof.Dr. Atıf Ural ) -Yüksek hızlı demiryolunun km maliyeti 1,4 milyar dolar ömrü 30 yıl , bölünmüş yolun km maliyeti 1,5 milyar dolar ömrü 15 yıldır.(Prof. Dr. İlyas Yılmazer ) -Ankara-İstanbul arasında yapılan Bolu tüneli ve viyadüklerine (25 km) harcanan para ile Ankara-İstanbul arasını 1,5 saate indirecek demiryolu yapılabilir.Hatta bu yolun tüm enerji ihtiyacı Mudurnu Çayından karşılanabilirdi.(Prof. Dr. İlyas Yılmazer ) -Türkiye'de Avrupa'daki toplam sayıdan daha fazla otobüs ve kamyon vardır. -Avrupa Ülkelerinde elektrikli trenle yük taşımacılığının en düşük olduğu ülkede bu oran %60 , yolcu taşımacılığında ise en düşük oran %80 ‘dir. -Karayolunda 5 ila 10 birim harcanarak taşınan yük , demiryolunda 1 birim harcanarak taşınabilir.Ve 1 km karayoluna yapılacak harcama ile 5 km demiryolu yapılabilir. -Batum'dan Hopa'ya bir tır 3000$ , bir vagon 2500$ taşıma ücreti alır , bir vagon ise üç tırın taşıdığı yükü taşıyabilir. -Karayolu taşımacılığı denizyoluna göre %166 daha pahalıdır. -Türkiye'de denizyolunun yük taşımacılığındaki payı %0,3 ‘dür. -300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar dolar pay alırkan dört tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye 2,5 milyar dolar pay almaktadır. Şahsi kanaat olarak ulaşım ve eğitim tercihleri yada politikaları da diyebiliriz, bence yanlış olan Türkiye'de bisiklet sporunun kalkınması da biraz zor görünmektedir. 10 yıl öncesine kadar milli takıma birçok sporcu veren, Türkiye'nin en kalabalık ve malzeme ulaşımı açısından da en rahat şehri olması itibarıyle aslında vermeside gereken bir il olan İstanbul'un artık yol bisikletinde adı dahi geçmemektedir. Neden acaba ? Sorunun cevabı savunmuş olduğum tezi desteklemiyor mu sizce? Bir gün İstanbul'a yolunuz düşerse de antrenmana çıkarsanız anlarsınız ne demek istediğimi.1995-1996 yıllarında İstanbul'da askerliğini yaparken akıl almayacak derecede ilginç , tamamen sürücü hatalarından kaynaklanan ve de toplam sayısı 17 yıllık bisiklet hayatım boyunca geçirmiş olduğum tüm kazalardan (bunlara yarışlar esnasında olanlarda dahil) fazla sayıda trafik kazası geçirmiş biri olarak konuşuyorum.Bisikleti çok seven biri için bile bir gün bisiklet kullanmak yeter nefret etmek için İstanbul'da...Antrenman için durum buysa bide düşünün burada yarış yaptığınızı. Türkiye'de en kalabalık nüfusa sahip, en büyük medya merkezlerinin bulunduğu bir şehirde ya da şehirlerde siz bisiklet müsabakası düzenleyemezseniz VİTRİNİNİZ nerede olacak acaba? Biz değil miyiz sorun yaşamayalım diye yarış yapmak için genellikle trafiği ve nüfusu en az olan illeri seçip yollarda KENDİMİZ ÇALIP KENDİMİZ OYNAYAN ! Vitrinsiz satış yapamazsınız. Hiçbir akıllı medya kuruluşu da malınızı satın almayacaktır. İşte en büyük sorunlardan biride bu... Bisiklet sporunu medyaya pazarlayamayışımız. Artık fazla söze gerek yok sanırım. Sizde benim gibi anlamışsınızdır neden Avrupa ülkelerinde araç konvoylarının oluşmadığını. Buralarda müsabakanın yapılacağı karayolunun gittiği merkezlere ulaşmak için insanların başka birçok alternatifi var.Demiryolu ve hızlı tren gibi.Zaten burada yaşayanlar otomobil kullanmayı da fazla tercih etmiyorlar, Avrupayı gezenler çok iyi bilir bunu.Normal günlük yaşamlarında karayolunu değil demiryolunu tercih ediyorlar. Çünkü pazarlama , yaşam ve eğitim stratejileri bizden çok farklı.Yaşanabilir şehirleri nasıl planlayacaklarını ,bir şehrin yaşanabilir olması için orada çevreyi kirleten ve yayalar için tehlike arz eden motorlu araçların çok az olması gerektiğini iyi biliyor ve bizim bunun farkına varmamamız için ellerinden geleni yapıyorlar.Karayollarının yapımı için sonsuz kredi verip, kendi ürettikleri otomobilleri kendilerinden çok bizim kullanmamızı sağlayarak . Alternatif ulaşım yolları orada fazla demek aslında yanlış bir anlatım olur bu durumda. Burada karayolu ulaşımının kendisi zaten diğer ulaşım seçeneklerinin çok az tercih edilen bir alternatifi durumundadır. Kaldı ki müsabaka tarihlerinde yarış güzergahında seyreden araçların birçoğunu da bu müsabakayı izlemek için oraya gitmeye çalışanlar oluşturuyor.Bunlar da müsabaka saatinden çok önce yola çıkıp zaten araçlarını park etmiş olduklarından trafik sorunu da yaşamıyor ve oluşturmuyorlar. 2006 yılında Fransa Bisiklet turunun 18. dağ etabını yerinde seyredip yarış öncesinde o dağdaki ( 1 hafta kaldığım Avrupa nın bu süre zarfında gezmiş olduğum hiçbir yerinde görmediğim şekildeki) mahşeri kalabalığı ve araç trafiğini ve de tüm bu kalabalığa rağmen yarış konvoyunun arkasına takılmış tek bir araç bile olmadığını hayretler içinde bizzat gören bir kişi olarak konuşuyorum... Sonuç olarak Türkiye'de bu durumda ne yapılabilir ? Herhalde bisiklet sporu adına bir şeyler yapmak için hızlı trenlerin ve demiryollarının devreye girmesini yada insanların bu ulaşım alternatifleri konusunda bilinçlenmelerini ve tercihlerini değiştirmelerini beklemeyeceğiz. Benim bu konuda aslında yapılması hiç de zor olmayan sadece biraz kaynak ve bürokratik girişim gerektirecek bir önerim ve düşüncem var.Onu sizlerle paylaşmak istiyorum.Bu kaynak ve bürokratik girişim için tabiî ki federasyonumuza çok büyük görevler düşmektedir. Ülkemize verilmiş olan bazı uluslararası organizasyonların bu amacımıza ulaşmak için çok iyi birer fırsat olduğunu düşünüyorum. Trabzon'da yapılacak olan 2011 Avrupa Olimpik Gençlik Festivali için aktarılan inanılmaz kaynak gibi... Örnekler çoğaltılabilir. Nedir bu düşüncem ? Yapılabilirliği tartışılabilir fakat bu sadece bir fikir ve öneridir. Türkiye'de pilot birkaç ile sadece bisiklet yarışlarının ve antrenmanlarının yapılacağı ,motorlu araçların kesinlikle giremeyeceği , şehir merkezlerine de fazla uzak olmayan 7 ila 15 km lik loop şeklinde yollar inşa etmek.Aynı loop içinde kriteryum yapılabilecek daha kısa dönüşler yada yokuş içeren farklı güzergahlar planlanıp birkaç amaca hizmet de edebilir. Proje kaça mal olur, yapılabilirliği ne derecede olur onu çok iyi bilemiyorum ama çok zor ve pahalı olmayacağını düşünüyorum. Bu konuda daha fazla bilgi ve tecrübesi olan arkadaşların görüş ve önerilerini beklerim. Bu sayede müsabaka yapmak için uzun uzun düşünmek, trafik sorunu ile boğuşmak ve festival günlerini beklemek gerekmeyecek , halk için bisiklet yarışları eziyet olmaktan çıkacak,daha çok bölgesel yarış ve hatta yıldızlar kategorisi için grup sistemi oluşturmak kolaylaşacak, medya için daha rahat takip imkanı olabilecek , seyir için halkın ilgisi farklı bir yaklaşım olduğundan çekilebilecektir. Ayrıca bisiklet sporuna yeni başlayacak olan 13 -14 yaşındaki gençlerimiz güvenliği ve ailelerinin de buna iknası bizim için çok daha kolay, bunun bize yüklemiş olduğu sorumluluk duygusu , kaza ve ölüm korkusu da daha az olacaktır.Hatta bu girişim bölgelerde minikler kategorisini açmak için bizleri cesaretlendirebilir. Belki de bu sayede yüzümüzün akıyla ve güvenle Türkiye'ye davet edebileceğimiz profesyonel bisikletçiler ile onlarla beraber Türkiye'ye gelecek olan ve tüm dünya tarafından ilgiyle takip edilen TV kanalları sayesinde Türkiye'nin başka hiçbir şekilde yapılamayacak inanılmaz reklamı da işin cabası olacaktır.
Saygılarımla.... Tarkan Kalaycıoğlu Favori olarak ekle (75) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 2458
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Son Güncelleme ( Friday, 07 November 2008 ) | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||

Yazarlar 









insanların bilinclendirilmeleri sarttır.hep futbol'a agırlık yapılmaktadır.bısıklet sporunada destek sarttır.Tüm hocalar ve bisiklet sevenlere selamlar.. 
