Kapat
Üye Kayıt

Yazarlar

-----------------------------
-----------------------------
-----------------------------
-----------------------------
-----------------------------
-----------------------------
Bakış açısı PDF Yazdır E-posta
Saturday, 17 November 2007
Yazı Index
Bakış açısı
Sayfa 2
 

Tarkan Kalaycıoğlu
Tarkan Kalaycıoğlu
  Hep merak etmişimdir, etap uzunluğu ortalaması yaklaşık 190 km' nin altına inmeyen Fransa Bisiklet Turu'nda yada diğer iki büyük protur esnasında (İtalya ve İspanya Turları ve diğer bir çoğu ) nasıl oluyor da grubun arkasında uzayıp giden , küfürler ve beddualar savuran kişilerin kullandığı araç konvoyları oluşmuyor diye...

            Oluşmadığı gibi aksine dağlar ve yol kenarlarındaki ,bitiş çizgisindeki o coşku ve alkış, insanlar için böyle bir yarışın ülkemizde olduğu gibi eziyet olmaktan ziyade, bir eğlence ve festival olduğunu düşündürmektedir.

            Bu sorunun cevabı ,geçenlerde bir arkadaşım tarafından bana gönderilmiş olan bir e-mail mesajını okuduğumda  kafamda yavaşça şekillendi.

            Evet, gerçektende sonuçta her ikisi de bisiklet sporu olan yol ve dağ olarak farklı iki disiplinden birinin , bir ülkede ileri giderken diğerinin geriye gitmesi sizce de çok garip değimli? Üstelik  her ikisi de aynı federasyon tarafından  idare edilmekte ve geri gidenin mazisinin çok daha eski olduğu bilinmekte iken... İşte böyle garip bir farklılık bunun altında federasyon ile bazı kişilerin samimi çabaları ve fedakarlıklarını aşan sorunların ,özelliklede altyapı sorunlarının olduğunu akla getiriyor.Antiparantez bu sorunlar elli kalemi geçer ama ben sadece biri üzerinde duracağım.

            Yol bisikletinde federasyonun başarılı ve kararlı olduğunu düşünüyorum.Eksik varsa o eksik bizde yada şimdi anlatacağım gibi bizi de aşan bazı sorunlar sebebiyledir, unutmayalım.

Zira 2007 faaliyet takvimindeki tüm organizasyonlar uzunca bir yıldan sonra ilk defa gerçekleştirilebildi.Ha yapılamayanların ya onu sahiplenmeyen bir yarış direktörü vardı yada hiç yoktu.Hepimiz internet yolu ile dakikalar içinde tüm yarış sonuçlarımıza ve karnemize bakabiliyoruz.Ayrıca bunu başkaları ile ve gerektiğinde prestijimizi artıracak şekilde diğer kurumlar ve ülkeler ile rahatlıkla paylaşabiliyoruz.

            Tekrar konumuza dönersek, e-mail mesajındaki bazı istatistik ve verileri sizinle paylaşmadan önce ne anlatmak istediğimi daha iyi anlamanızı sağlayacak bir örnekle başlamak istiyorum.Bu örneğin yarış direktörü olduğum bir faaliyet olması olayı bizzat yaşayan bir insan olduğumdandır.Trabzon'da 20-22 Ağustos 2007 tarihinde tüm kategorilerde yapmış olduğumuz benimde yarış direktörü olduğum faaliyetin güzergahının doğal güzelliklerine ve bisiklet sporuna uygunluğuna  baktığımızda mükemmel olmaması için hiçbir sebep yokken özellikle görevli personeller olarak bizler neden bazı sıkıntılar yaşadık ve bu güzelliklerin tadını bir festival havası içinde yaşayamadık?Sorunun cevabı basit.Bizi özelliklede beni  üzen ve strese sokan , belkide böyle bir faaliyeti bir daha tekrarlamak istemiyecek olmama sebep olan tek şey, tek sorun o güzergahda o esnada olmaması gereken yada sayısı normalin çok üzerinde olan motorlu araç trafiğiydi.Evet o yollar boş olsaydı ve orada ellerini kollarını sallayarak bağırıp çağıran, bize isyan eden insanlar olmasaydı gerçektende, özelliklede bu güzergahları büyük bir heves ve zevkle  tasarlayan benim için çok zevkli,stressiz bir organizasyon izlemiş olacaktık.Aynı zamanda da denk saatlerde aynı güzergahı piknik veya turistik amaçlı ziyaret eden vatandaşlarımızın zihinlerinde de ;" Bisiklet Yarışı=Sıkışık trafik+Sıkıntı+Eziyet=Vatandaşa yapılmış bir sözün ona Terbiyesizlik(?) "  olmayacaktı. İnanın "Yaa bunu kim düzenliyor,böyle bir şey olurmu ?" diye bana isyan eden birine  "O kişi benim" diyemedim.Hatta o sıkıntıyı yaşamalarına sebep olan biri olarak vicdan azabıda çekmedim değil. Hatırlatmakta yarar görüyorum tüm bu söylediklerime rağmen hakemler ve tüm görevliler olarak yarış hakkındaki ortak kanaatimiz organizasyonun gayet sorunsuz olduğuydu.Sorunlu olanları siz tahmin edin artık.

            Evet , uzun araç konvoysuz bisiklet festivalleri yapabilen Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında ne fark vardı?Dilerseniz bu sorunun cevabını kendinizin bulabileceği e-mail mesajından bazı kısımları sizinle paylaşayım.

            -Türkiye'de 1950'lerde %50 olan Demiryolu taşımacılığı 2003'de %5'e düşmüştür.

            -A.B.D, Fransa ve Japonya'da 450 km/s hız yapan trenler hava yolu taşımacılığı ile rekabet etmektedir.Aynı ülkelerde 600km/s hız yapan elektrikli trenler kullanılmaya başlanmış, 800 km/s hız yapanlar ise deneme aşamasındadır.

            -Türkiye'de % 95  olan karayolu taşımacılığının payı, ABD'de %43'dür.

            -Taşımacılığını %95 oranında karayolu ile yapan Türkiye kaza sayısında 195 ülke arasında 12. sıradadır.Ve her yıl 10 ila 12 bin insanımız karayollarında trafik kazalarında ölmektedir.Bu sayı teröre kurban verdiğimiz şehitlerimiz ve insanlarımızın sayısından fazladır.Japonya'da 1964 yılında çalışmaya başlamış olan 200 km/s  ‘lik hızlı trenler  bugüne kadar hiç kaza yapmamıştır.

            -Türkiye'de %7 ‘si trenle olan taşımacılık elektrikli trenle % 30'a çıkarılırsa yıllık 36 milyar dolar tasarruf edilebilir.(Prof.Dr. Atıf Ural )

            -Yüksek hızlı demiryolunun km maliyeti 1,4 milyar dolar  ömrü 30 yıl , bölünmüş yolun km maliyeti  1,5 milyar dolar  ömrü 15 yıldır.(Prof. Dr. İlyas Yılmazer )

            -Ankara-İstanbul arasında yapılan Bolu tüneli ve viyadüklerine (25 km) harcanan para ile  Ankara-İstanbul arasını 1,5 saate indirecek  demiryolu yapılabilir.Hatta bu yolun tüm enerji ihtiyacı Mudurnu Çayından karşılanabilirdi.(Prof. Dr. İlyas Yılmazer )

            -Türkiye'de Avrupa'daki toplam sayıdan daha fazla otobüs ve kamyon vardır.

            -Avrupa Ülkelerinde elektrikli trenle yük taşımacılığının en düşük olduğu ülkede bu oran %60 , yolcu taşımacılığında ise en düşük oran %80 ‘dir.

            -Karayolunda 5 ila 10 birim harcanarak taşınan yük  , demiryolunda 1 birim harcanarak taşınabilir.Ve 1 km karayoluna yapılacak harcama ile  5 km demiryolu yapılabilir.

            -Batum'dan Hopa'ya bir tır 3000$ , bir vagon 2500$  taşıma ücreti alır , bir vagon  ise  üç tırın taşıdığı yükü taşıyabilir.

            -Karayolu taşımacılığı denizyoluna göre %166 daha pahalıdır.

            -Türkiye'de denizyolunun yük taşımacılığındaki payı %0,3 ‘dür.

            -300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar dolar pay alırkan dört tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye 2,5 milyar dolar pay almaktadır.

            Şahsi kanaat olarak ulaşım ve eğitim tercihleri yada  politikaları da diyebiliriz, bence yanlış olan Türkiye'de bisiklet sporunun kalkınması da biraz zor görünmektedir. 10 yıl öncesine kadar milli takıma birçok sporcu veren, Türkiye'nin en kalabalık ve malzeme ulaşımı açısından da en rahat şehri olması itibarıyle aslında vermeside gereken bir il olan İstanbul'un artık yol bisikletinde adı dahi geçmemektedir. Neden acaba ? Sorunun cevabı savunmuş olduğum tezi desteklemiyor mu sizce? Bir gün İstanbul'a yolunuz düşerse de antrenmana çıkarsanız anlarsınız ne demek istediğimi.1995-1996 yıllarında İstanbul'da askerliğini yaparken akıl almayacak derecede ilginç , tamamen sürücü hatalarından kaynaklanan ve de toplam sayısı 17 yıllık bisiklet hayatım boyunca geçirmiş olduğum tüm kazalardan (bunlara yarışlar esnasında olanlarda dahil) fazla sayıda trafik kazası geçirmiş biri  olarak konuşuyorum.Bisikleti çok seven biri için bile bir gün bisiklet kullanmak  yeter  nefret etmek için İstanbul'da...Antrenman için durum buysa bide düşünün burada yarış yaptığınızı.

            Türkiye'de en kalabalık nüfusa sahip, en büyük medya merkezlerinin bulunduğu bir şehirde ya da şehirlerde siz bisiklet müsabakası düzenleyemezseniz VİTRİNİNİZ nerede olacak acaba? Biz değil miyiz sorun yaşamayalım diye yarış yapmak için genellikle trafiği ve nüfusu en az olan illeri seçip yollarda KENDİMİZ ÇALIP KENDİMİZ OYNAYAN !  Vitrinsiz satış yapamazsınız. Hiçbir akıllı medya kuruluşu da malınızı satın almayacaktır. İşte en büyük sorunlardan biride bu... Bisiklet sporunu medyaya pazarlayamayışımız.

            Artık fazla söze gerek yok sanırım. Sizde benim gibi anlamışsınızdır neden Avrupa ülkelerinde araç konvoylarının oluşmadığını. Buralarda müsabakanın yapılacağı karayolunun gittiği merkezlere ulaşmak için insanların başka birçok alternatifi var.Demiryolu ve hızlı tren gibi.Zaten burada yaşayanlar otomobil kullanmayı da fazla tercih etmiyorlar, Avrupayı gezenler çok iyi bilir bunu.Normal günlük yaşamlarında karayolunu değil demiryolunu tercih ediyorlar. Çünkü pazarlama , yaşam ve eğitim stratejileri bizden çok farklı.Yaşanabilir şehirleri nasıl planlayacaklarını ,bir şehrin yaşanabilir olması için orada çevreyi kirleten ve yayalar için tehlike arz eden motorlu araçların çok az olması gerektiğini  iyi biliyor ve bizim bunun farkına varmamamız için ellerinden geleni yapıyorlar.Karayollarının yapımı için sonsuz kredi verip, kendi ürettikleri otomobilleri kendilerinden çok bizim kullanmamızı sağlayarak . Alternatif ulaşım yolları orada fazla demek aslında yanlış bir anlatım olur bu durumda. Burada karayolu ulaşımının kendisi zaten diğer ulaşım seçeneklerinin çok az tercih edilen bir alternatifi durumundadır. Kaldı ki müsabaka tarihlerinde  yarış güzergahında seyreden araçların birçoğunu da bu müsabakayı izlemek için oraya gitmeye çalışanlar oluşturuyor.Bunlar da müsabaka saatinden çok önce yola çıkıp zaten araçlarını park etmiş olduklarından trafik sorunu da yaşamıyor ve oluşturmuyorlar. 2006 yılında Fransa Bisiklet turunun 18. dağ etabını yerinde seyredip yarış öncesinde  o dağdaki ( 1 hafta kaldığım Avrupa  nın bu süre zarfında gezmiş olduğum hiçbir yerinde görmediğim şekildeki) mahşeri kalabalığı ve araç trafiğini ve de tüm bu kalabalığa rağmen yarış konvoyunun arkasına takılmış tek bir araç bile olmadığını hayretler içinde bizzat gören bir kişi olarak konuşuyorum...

            Sonuç olarak Türkiye'de bu durumda  ne yapılabilir ? Herhalde bisiklet sporu adına bir şeyler yapmak için hızlı trenlerin ve demiryollarının devreye girmesini yada insanların bu ulaşım alternatifleri konusunda bilinçlenmelerini ve tercihlerini değiştirmelerini beklemeyeceğiz.

            Benim bu konuda aslında yapılması hiç de zor olmayan sadece biraz kaynak ve bürokratik girişim gerektirecek bir önerim ve düşüncem var.Onu sizlerle paylaşmak istiyorum.Bu kaynak ve bürokratik girişim için tabiî ki federasyonumuza çok büyük görevler düşmektedir. Ülkemize verilmiş olan bazı uluslararası organizasyonların bu amacımıza ulaşmak için çok iyi birer fırsat olduğunu düşünüyorum. Trabzon'da yapılacak olan 2011 Avrupa Olimpik Gençlik Festivali için aktarılan inanılmaz kaynak gibi... Örnekler çoğaltılabilir.

            Nedir bu düşüncem ? Yapılabilirliği tartışılabilir fakat bu sadece bir fikir ve öneridir.

Türkiye'de pilot birkaç ile sadece bisiklet yarışlarının ve antrenmanlarının yapılacağı ,motorlu araçların kesinlikle giremeyeceği , şehir merkezlerine de fazla uzak olmayan  7 ila 15 km lik loop şeklinde yollar inşa etmek.Aynı loop içinde kriteryum  yapılabilecek daha kısa dönüşler yada yokuş içeren farklı güzergahlar planlanıp birkaç amaca hizmet de edebilir. Proje kaça mal olur,  yapılabilirliği ne derecede olur onu çok iyi bilemiyorum ama çok zor   ve pahalı olmayacağını düşünüyorum. Bu konuda daha fazla bilgi ve tecrübesi olan arkadaşların görüş ve önerilerini beklerim. Bu sayede müsabaka yapmak için uzun uzun düşünmek, trafik sorunu ile boğuşmak ve festival günlerini beklemek gerekmeyecek  , halk için bisiklet yarışları eziyet olmaktan çıkacak,daha çok bölgesel yarış ve hatta yıldızlar kategorisi için grup sistemi oluşturmak kolaylaşacak,  medya için daha rahat takip imkanı olabilecek , seyir için halkın ilgisi farklı bir yaklaşım olduğundan çekilebilecektir. Ayrıca bisiklet sporuna yeni başlayacak olan 13 -14 yaşındaki gençlerimiz güvenliği ve ailelerinin de buna iknası bizim için  çok daha kolay, bunun bize yüklemiş olduğu sorumluluk duygusu ,  kaza ve ölüm korkusu da daha az olacaktır.Hatta bu girişim bölgelerde minikler kategorisini açmak için bizleri cesaretlendirebilir.

            Belki de bu sayede yüzümüzün akıyla ve güvenle Türkiye'ye davet edebileceğimiz profesyonel bisikletçiler ile onlarla  beraber Türkiye'ye gelecek olan ve tüm dünya tarafından ilgiyle takip edilen TV kanalları sayesinde Türkiye'nin başka hiçbir şekilde yapılamayacak  inanılmaz  reklamı da işin cabası olacaktır.

                                

 

                                                                                                            Saygılarımla....

                                                                                                          Tarkan Kalaycıoğlu  


Favori olarak ekle (75) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 2458

Yorumlar (12)
RSS yorumları
1. 12-11-2008 09:12
 
selam bisiklet sporuna gönül ve zamanlarını ayıran arkadaşlar sitenizi inanın ilk defa genişce yeni okudum tüm idareci sporcu ve bırakmış olan arkadaşlarımın yazılarını okudum.ve spora yeni başladıgım tarihleri ve şimdiye kadAR olan zaman film şeridi gibi gözümün önüne geldi.başdakigörevli arkadaşlarımın bisiklet sporunun ileriye neden gidemediginin bir defadaha kanıtını gördüm.hala kısır çekişmeler ve boş laflar (arkadaşlar bu spora bişeyler vereceksek geriyi degil ileriyi görmemiz düşünmemiz lazım.)ayrımcılık ve bencillik yapmadıgımız takdirde bisiklet sporunu bir yerlere getiririz arkadaşar.eski sporcularımın arkadaşlarımın yazılarını okudum insan üzülüyor inşallah sporumuz daha iyi yerlerde yerini bulur arkadaşlar tüm camiaya başarılar beni tanıyan tanımayan herkese selamlar sunuyorum.ömer ali erikçi.0.542  
 
\n  
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır 
 
 
:)
Misafir
 
2. 26-07-2008 07:53
 
PEDALLI DOKTOR
( DR. TARKAN KALAYCIOĞLU ) 
 
Bir doktor gördüm yolda, sağ elinde fırçası, 
Üçyüz M. yazıyordu, caddenin tam ortası, 
Önüm sıra yürüdü, sonra durdu deltası, 
Sağ elinden tutunup, alnını öpüverdim& 
 
Tarkan Hoca diyoruz, Gönlü; Tarkandan yüce, 
Kabaca cüsse değil; nâzik, ehlî ve ince 
Trabzon Bisikleti, Ondan; pedalda yüce, 
Türkiyede duyuldu, sporu sevdirince& 
 
Hem yârın hem pazara, iki gün, saat: Onda, 
İlki yeni yol üstü, sonra Yavuz yolunda, 
Resmetmek, görevimiz, Erâtıyız; yolunda, 
Trabzon Târihinde, Bisiklet Sporunda& 
 
Essetten Doktordur hâ, lâkâbıyla aynıdır, 
Gönlünden dökülenle, lisânıyla aynıdır, 
Fırsat ister, güç bekler, tâkâtıyla aynıdır, 
Trabzon Temsilcisi; Resmîyeti aynıdır& 
 
Târihe bakıyorum; Her spor takımının, 
Bisikletçisi vardı her bir semt takımının, 
Spor kulüplerine, târihe bakınırım, 
Çektiğim resimlerle, târihe taşınırım& 
 
Hasbi Yahyaoğlunu kayıt ettim târihe, 
Adıyla gelin görün, önce uyun; târife, 
Ondokuz mayıs günü, Dokuzyüzotuzaltı, 
Koraltan Vâli eli, ödül taktı; kadife& 
 
Bisiklet plâkası: Trabzon-kırkbeş idi, 
Kazandığı madalya; yirmiyi geçmiş idi, 
O günden beri gelen, asâleti yüceltti, 
Tarkan Kalaycıoğlu, Pedallı Doktor idi. 
 
Kadir Yeter. Lisanslı bisiklet Sporcusu. 
25 TEMMUZ 2008 CUMÂ. TRABZON.
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
3. 28-04-2008 09:24
 
TEK YÖNLÜ SPOR
tarkan hocam size katılıyorum bu ülkede bisiklet sporu gelişememektedir :cry insanların bilinclendirilmeleri sarttır.hep futbol'a agırlık yapılmaktadır.bısıklet sporunada destek sarttır.Tüm hocalar ve bisiklet sevenlere selamlar.. :?
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
4. 15-04-2008 22:20
 
TEK YÖNLÜ SPOR
sevgili Tarkan bey size katılmamak mümkün değil;  
Malesefki ülkemizde inanılmaz derecede tesisleşme sorunu var. Olimpiyatlara 10 yıldır talip olan şehrimize bakıyorum ve bütün sorularımıza cevap buluyorum. 
Ben 33 yaşında ve yol bisikletini sadece keyif almak için yapmaya çalışan insanlardan biriyim. Ancak bırakın sahil yolunu yada çevre yolunu, İnsanların spor yapması için oluşturulan sahil şeritlerinde bile bisiklete binmek mümkün değil. Y.Köy - Florya sahiline yapılan bu alanda kim düşünmüşse aklına sağlık, bisiklet yolu yapmış. İşin komik tarafı bu yolada sabit banklar koymuşlar. Ben bu işin içinden çıkamadım. Ne yapmamız gerekiyorsa bize bi yol gösterin, köpeklerin, mangal yapan insanların olmadığı, bize bahsettiğiniz 10 - 15 km parkuru yaptıralım. Yaptıralım ki bu spora gönül veren insanları kazanalım. Belki ülkemizden de uluslar arası turnuvalarda adından sıkça söz ettiren sporcular çıkara biliriz. Saygılarımla
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
5. 09-03-2008 22:11
 
TEK YÖNLÜ SPOR
Benim, sizin değindiğiniz şu trafik meselesine şimdilik idareten bir çözüm fikrim var.Şu gençleri,trafiğe giremeyen arkadaşlarımıza trafikteki tüm tehlikeleri anlatalım ve özendirici olalım diyorum.Bu konuda her türlü dağ-yol bisikletli arkadaşa yardıma hazırım.O kadar şehiriçi-dışı trafik tecrübem oldu(ama 5 yaşında iki tekerdeydim) biskletin tekeri bile sürtmedi.Kendim de bir eğitimci olarak burada da bişeyler paylaşılması gerekir.Trafik eğitimi şart.Saygılarımla... :grin :grin
Kayıtlı
 
Gökhan TUNALI
6. 08-03-2008 21:02
 
merhabalar
tarkan hocam bende bir zamanlar niğde de üniversite okurken bisiklet takımı kurmuştum.birşeye sıfırdan başlamak okadar zorki yaptıgımızı sporumuzu anlatmak insanları aydınlatmak ve en önemlisi bebek yetiştirircesine sporcularla ugraşmak malzeme ve diger konular.daha bisiklet formasını ve taytını hocam bu ayıp bunu ben giymem diyen çocuklarla öyle bir sosyal çevrede yatişmiş gençlerle ugraşmak.il müdürünüze çıkıp ne kadar spor il müdürü olsada yada makam teşkil etselerde sporla pek alakası olmayan bu da yapılırmı burda diyen zihniyetlere karşı olu diye mücadele vermek.inan psikolojiniz bozuluyor.bende niğdede organizasyon yapmaya çalıştım ama yaptırmıyorlar yada anlamıyorlar anlamak istemeyip bir de böyle olu versinlerle geçiştirmeler var ya gerçekten hala aklıma geldikçe sinirden kuduruyorum.devletin sporu teşfik için kurulmuş kurumunun personelleri spora köstek için sanki ordalardı.ne gerek vardı hocam niğdede yarışa böyle bir yaklaşım.işin özü okadarda emek verdim spocularım tam kürsü için yeterli oldular artık bir bakıyorsunuz insanlar ve kurumlar ne yapıyor bu deli decesine bakıyor size insanın gönlü kırılıyor.şu anda trabzonda yine ama kendim için başladım sonkez yarışmak istiyorum çok kazalar geçirdim saygısız sürücüler yüzünden ama olsun sonkez de olsa başlayacagım.sizleride bu denli bilinçli çalışmalarla görünce dayanamadım gerçekten bisiklet sporunu sizin gibiler oldukça ve çogaldıkça kusura bakmasınlar amelelikten kurtaracaksınız ve kurtaracagız bisiklet sporu avrupada elit tabaka sporu bir yaşam tarzı olarak algılanırken bizde niye araba almaya parası olmayan insan gözüyle bakılıyor.sizinde söylediğiniz gibi belli ufak yöneltmelerle birçok problem çözüle bilecekken niye. ben antrenörlük yaparken aileleri yolda sokakta çocuğuma ne olur diye sorulan sorulara cevap verememekle geçirdim.oysa sizinde dediğiniz gibi olsa çalışma alanlarımız en azından yeni başlayan spora bier kardeşimiz kaza geçirip soğumasa sporumuzdan.herkezden af diliyorum kusura bakmayın bazı şeyler aklıma geldikçe üzülüyorum ve sinirleniyorum ne kederli bir spor seçmişiz Allah iki tekerlileri korusun çünki ülkemde iki teker üzerinde durması zordur durdurmazlar.nullnull
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
7. 19-02-2008 10:38
 
merhabalar
sen çok yakışıklısın olum yaa... senin yüzünden basımın etini yiyolar.. en yakın zamanda ç.kaleye bekliozzz...
Kayıtlı
 
Cenk Tufan
8. 03-12-2007 20:55
 
merhabalar
büyüklerimizin konuşmaları okudum ve onlara saygıyla katılıyorum..icten ve samimi yazılar :) cenk abi seninki süperrr 8)  
Tarkan abimde döktürmüş vallaa.. cok deyerli biri saolsun cok yardımları gördüm slmlar tarkan abi. 
ve diyer büyüklerim szilerede slm.. :zzz
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
9. 26-11-2007 00:10
 
unutumanın üzüntüsü
aşk olsun beni tanıyan arkadaşlara...hatırlanmamak üzücü :) spora necoyla beraber basladık 5-6 yasından buyana arkaslıgımız vardır...yıllarca bu spora emek verdik ama hak ettigimiz ilgiyi ve değeri malesef göremedik...dile kolay 11 yıl...ben necodan 2 ay önce sporu bıraktım...bırakmamın bir cok nedeni ve sorumluları vardı... üniversiteyi ve askerligi bitidikten sonra 1 sezon daha sporu devam ettirdim ama en basarılı olacagım dönemde kariyerime nokta koydum çünkü spordan sogutuldum...neyse insallah bisiklet sporu hakettiği yere gelirama önce körpe zihniyetlerin değişmesi lazım...beni tanıyan herkese selam arkadaslarımı ve sporu cok özledim...bakarsınız yarışlarda tekrar beni aranızda görürsünüz...
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
10. 25-11-2007 20:48
 
unutumanın üzüntüsü
kıymetli Tarkan Kardeşim, hepimizin ortak acısına parmak bastığın için tşk. ederim. Ben 1986 yılında Amasyada Bisiklete başladığımda 100 lü rakamlarda bisikletçi ile yarışıyorduk ve yarışı tek başına değiştirebilecek 20-30 civarında star bisikletçimiz vardı. 10 civarında kulüp veya takım madalya için yarışıyor ve yarışlarımızda bir heyecan vardı. 93 yılında Çankaya Belediyesporda bisikleti bıraktığımda da durum iyi idi. 2000 yılında Karaman daki takımın başına geçtiğimde inanamadım. Bisiklet sporu can çekişiyordu. 2007 de tekrar takımın başına geçtiğimde Yol bisikletinin bana göre bitmiş olduğunu gördüm (Üzülerek) Bunun tabi birçok nedeni var bu nedenlerden bir kısmını siz açıklamışsınız. Ancak benimde sizinle paylaşmak istediğim birkaç düşüncem var. Tarkan bey, sizce bizde hiç hata yokmu. Antrenörlerimizin, sporcularımızın ve idarecilerimizin kalitelerini hiç sorguladık mı? HAYIR. Biz bir avuç bisikletçi olarak kendi içimizde barışı ve uzlaşıyı yakalayamadık ki. Biz bunu kendi içimizde yapamazken, bu sporla hiç alakası olmayan insanlardan nasıl bize ilgi ve saygi duymalarını bekleyebiliriz. Önce bizim kendi içimizde kendimize saygı duymamız gerekiyor. Ben bakıyorum antrenör arkadaşlara birbiri ile konuşan yok denecek kadar az. Eğlence ve şölen olması gereken yarışlar bir merhaba demeden bitip gidiyor. Küfürler, argo kelimeler vb. peki nereye kadar? Buraya kadar kendi kendimizi yok ediyoruz. Ben üzülüyorum. Çözüm mü? Önce biz kendi aramızda barışı bulacağız, ondan sonra bizim dışımızdaki şartları değiştirmeye çalışacağız. bunu biz genç antrenörler yapabiliriz. Gelin 2008 yarışlarında bir araya gelelim ve bu olayları yüz yüze degerlenrdirelim. Ne dersiniz olmaz mı. Bizim şunu çok iyi anlamamız gerekiyor "ÖNEMLİ OLAN KAZANMAK DEĞİL KATILMAK, ŞAYET SADECE KAZANACAK OLANLAR YARIŞA GELİRSE BİR YARIŞA SADECE 5 SPORCU GELİR, YANİ BİZİM TÜRKİYE DEN GELEN HER SPORCUYA KUCAK AÇMAMIZ GEREKİR" Saygılarımla. ( Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır )
Kayıtlı
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Son Güncelleme ( Friday, 07 November 2008 )
 
hosting